Yorum Haberi

Anne Olmak Saçını Süpürge Etmek Değildir !

Kariyer, kişisel gelişim, aşk gibi hayatı anlamlı kılan birçok duyguyu sıramalada atlatan ve insan bugüne kadar neden daha önce değil dedirten o güzel his...

Anne Olmak Saçını Süpürge Etmek Değildir !

Anne olmak...

Dünyanın en güzel, en garip, en doyurucu ve daha birçok enleri içinde barındıran duygusu...

Kariyer, kişisel gelişim, aşk gibi hayatı anlamlı kılan birçok duyguyu sıramalada atlatan ve insan bugüne kadar neden daha önce değil dedirten o güzel his...

Düşünsenize her gece uykusuz kalıyorsunuz, yıllık gelirinizin büyük bir çoğunluğunu onun için harcıyorsunuz, kısacası maddi ve manevei olarak veriyorsunuz... Hani şu karşılıklı alışverişe ve çıkar ilişkilerine dayanan dünyada karşılık beklemeden bunların hepsini yapabiliyorsunuz. Bazen size kızdığında, bağırdığında ya da çok daha kötü birşey yaptığında affedebiliyorsunuz. Karşılığı mı ne... İşte en karmaşık kısmı... bazen sadece bir gülücük, bazen günler süren hastalıktan sonra içtiği bir kase çorba, yanağınıza kondurduğu bir öpücük, hiçbir sanatsal değeri olmayan ama sizin için bir başyapıt olan o resimler ve daha birçok şey... 

Mantıksız, hiçbir toplumsal kurala kaideye uymayan, ama harika bir duygu annelik. Başka kiminle bu şekilde yaşayabilirisiniz ki... Eşinizle mi, en yakın arkadaşınızla mı, kardeşinizle mi, annenizle mi... Ben söyleyeyim hiç kimseyle...

Anne olmanın garip ama dayanılmaz doyumu, mutluluğu buna her ne derseniz deyin çok başka bir duygu PEKİ YA SİZ!

Siz Nerdesiniz? Kimsiniz? 

Bu soruyu duymak bile çoğu anneyi sinirlendirir. Ne demek ben nerdeyim, ben artık bir anneyim. 

Evet siz bir anne ama aynı zamanda bir bireysiniz. Ve çocuğunuzun da ihtiyacı olan o bireyin hamurundan yoğrulmuş bir anne.

Kadınlar anne olduğunda bir takım ikilemler yaşamaya başlarlar. İşe dönmemeliyim, çocuğuma kendim bakmalıyım, hep yanında olmalıyım, iyi bir anne olmalıyım, iyi bir anne önce çocuğunu düşünür, arkadaşlarımı da özledim, saçlarım için ne zamandır kuaföre gidemedim, sinemaya gitmeyeli yıllar oldu, eşimle en son ne zaman birlikte birşeyler yaptığımızı hatırlamıyorum... Çoğunlukla da kafalarının içindeki bu diyaloglar "olsun ama ben bir anneyim"le biter.

Eski zamanlardan biri toplumda anne figürü saçını süpürge eden, yemeyip yiyen, giymeyip giydiren, fedakar, cefakar bir şahsiyet olarak sembolize edilir. 

Yok efendim öyle birşey...

Çocukların sağlıklı, mutlu ve huzurlu annelere ihtiyacı var. Yıllar içinde kendisi için yamadığı şeylere ilişkin pişmanlıklarıyla evde çocuğunun yanında fedakar, cefakar ve bir o kadar da tükenmiş, mutsuz ve en ufak birşeye bağırıp çağıran sonra yine bunun da pişmanlığını yaşayan bir annenin kimseye özellikle de o çocuğa hiçbir katkısı olamaz...

Uçuşlarda uyarılar yapılırken kucağında ve yanında çocuğu olanlara maske takmaları gerektiğinde "ÖNCE KENDİLERİNE maske takmaları söylenir. Evet yaşam da böyle siz mutlu ve huzurlu olduğunuz süre etrafınıza sevgi, mutluluk ve ışık saçarsınız. 

Burada hassas bir denge yaratmaktır önemli olan. Bir kadın aynı zamanda kendini geliştiren bir birey, aşkı yaşayan bir sevgili, çocuğuyla mutlu bir anne, kariyerine yatırım yapan bir çalışan, sosyal ortamlarda yer alan bir arkadaş ve daha birçok şey olabilir...

Bunun dengesi mi evet işte önemli bir nokta... Dengeyi nasıl mı kuracağız... O da başka bir yazıya...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
LPG'li araç kullanıyorsanız yapması gereken önemli şeyler
LPG'li araç kullanıyorsanız yapması gereken önemli şeyler
Atakan Koru’nun hayatıyla ilgili detaylar… Atakan Koru kimdir?
Atakan Koru’nun hayatıyla ilgili detaylar… Atakan Koru kimdir?